Adnan Kahveci Mah. Sayaca Cad. No:5 Ekol Center 05360111111 Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

YÖNETİM DEFTERLERİ  ve GİDER BELGELERİ NEDEN GİZLENMEMELİDİR

            Bilindiği gibi yönetimlerin görev ifa ettikleri dönem içerisinde faaliyetlerine ilişkin defter ve diğer belgeler kat malikleri tarafından incelenemez .

Çok mantıklı bir gerekçeye sahip olan bu sınırlama sanki defterler ve evraklar birer devlet sırrı , ticari sır ve tabu muamelesi görerek site kat maliki tek başına hiçbir evrak ya da belge görmemelidir , onun yerine denetçi ya da denetim kurulu bu işi zaten yapıyor  algısı oluşmuş durumdadır .

Söz konusu sınırlama mantıklı ve sağlam dayanaklara sahipken bunun "hiçbir zaman hiçbir belge yönetici ya da denetçi olmayan kat maliki tarafından görülemez, sorgulanamaz " haline gelmesi hem akıl dışıdır hem de ortağın sorgulama hakkının elinden alınmasına yol açar .

Ticaret hukukumuzdaki en basit ortaklık türü adi ortaklıklarda dahi defter kayıt ve belgeleri inceleme ,örnek alma hakkına sahip olan "hak sahibi ortak " nasıl olur da tüm ana gayrımenkulü emanet ettiği diğer yönetici ortağın edimlerini görme hakkına dahi sahip değildir.

Adi ortaklıklarda ( ki kısa süreli ve tek amaçlı dahi kurulabilmesi mümkündür , tarafların biri tüzel dahi olabilir ) işleyiş aşağıdaki maddede belirlenmiştir .

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

"MADDE 631- Yönetim yetkisi olmasa bile, her ortağın, ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma, defter ve kayıtlarını inceleme, bunlardan örnek alma ve mali durumu hakkında özet çıkarma hakkı vardır." denmektedir.

Bu hak en azından kendisi de bizatihi bir ortaklık türü olan " kat malikliği " kavramı için de geçerli olmalıdır

ya da yine aynı kanunun aşağıdaki diğer maddesi bu hakkı kat malikine sağlamalıdır .

3. Hesap verme

MADDE 508- Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür.

zira 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanunu gereği " yönetici işlerini bir vekil gibi yürütür ."

"MADDE 38 - Yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur... denmektedir .

Aynı kanunda yöneticinin hesap vermesi  hakkında da şu hüküm yazılıdır ."

 

"MADDE 39 - Yönetici, yönetim plânında yazılı zamanlarda, eğer böyle bir zaman yazılmamışsa her takvim yılının birinci ayı içinde kat malikleri kuruluna, anagayrimenkul dolayısiyle o tarihe kadar elde edilen gelirlerin ve yapılmış olan giderlerin hesabını vermekle yükümlüdür.

Kat maliklerinin yarısı isterse, bunların arsa payları ne olursa olsun yönetim plânında yazılı zamanlar dışında da hesabın gösterilmesi yöneticiden istenebilir."

 

            Görevini ifa eden yönetici/heyet eğer daima her istendiğinde hesap verir denseydi yönetim diye bir kavram mümkün olamazdı .

Her zaman sekter davrananlar, muhalefet yapanlar varolacağı için bir tür gensoru ( eskiler bilir ) yöntemi ile çalışamaz hale getirilirdi .

Kanun koyucu önlem alarak belli periyodlar dahilinde  seçilmiş denetçi/denetim heyeti  vasıtasıyla hesap verme sürecini kontrol altına almıştır .

Hatta hesap sormak isteyen kat malikinin işini  daha da zorlaştırarak genel kurullarda bile ulaşılması zor olan nitelikli çoğunluğun hesap sorabileceği şartını getirmiş , tüm maliklerin %50+1'ini zorunlu kılmıştır .

Buraya kadar her şey olağan ve hayata uygundur ancak bu kuralların artık oylanmış ve arşive kaldırılmış önceki dönem hesaplarını, belge ve defterlerini de kapsayacağını öne sürmek

en kapsayıcı ve temel kanunlarımızdan biri olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndan kaynaklanan temel haklarımızı görmezden gelmek anlamındadır .

 

 

            Baz alınan 634 sayılı KMK'da kat malikleri daha önceki dönemlere ait evrak ve defterler de ancak şu şartlarda görülür ya da görülemez benzeri bir hüküm yoktur .

Bu belge ve defterler arşive kaldırıldıkları anda genel kurulun ortaklarına aittir .

Malikler bilgi edinme hakkına sahip cumhuriyet vatandaşları olarak finanse ettikleri harcamaların nasıl harcandığını öğrenmek isteyebilirler .

Denetçi/Heyet çalışmalarının yeterince özenli olup olmadığını kontrol etmek isteyebilir , hatta ikna olmadıkları konularda veri toplayarak dava hakkını kullanmak isteyebilirler.

Bunlar her kat malikinin her paydaşın anayasal haklarıdır .

Kamu kurumlarından dilekçe karşılığı " Perşembe ovasındaki karpuz rekoltesini sorma " hakkına sahip bir insan nasıl olur da ortağı olduğu gayrı menkulün belgelerini göremez.

Bu akıl tutulmasıdır .

Bu belgeler ne devlet sırrıdır ne de ticari sır içerirler .

Tüm bu üstteki nedenlerle kat maliklerinin geçmiş dönemlere ait  her türlü belge ve deftere erişebilme hakları engellenemez ..

 

 

 

 

DENETÇİ KİMDİR ,DENETLEME SÜRECİ NASIL İŞLER ?

            Toplu yaşamda ,apartman veya site hayatında adını pek sık duymadığınız , genel kurullarda

 "herşey yolunda hayat çok kısa ,kafaya takmayın "modunda sade ve basit bir rapor arzeden bu şahıs kimdir ve durum genellikle denetim raporu söz konusu olduğunda  neden bu kıvamda sürer gider ?

 

            "Kat malikleri kurulu denetim işini, kendi aralarından sayı ve arsa payı çoğunluğuyla seçecekleri bir denetçiye veya üç kişilik bir denetim kuruluna verebilir; bu halde denetçi veya denetim kurulu yönetim plânında yazılı zamanlarda, eğer zaman yazılmamışsa, her takvim yılının birinci ayı içinde kat malikleri kuruluna verecekleri bir raporla denetimin sonucunu ve anagayrimenkulün yönetim tarzı hakkındaki düşüncelerini bildirir; bu rapor çoğaltılarak birer örneği taahhütlü mektupla kat maliklerine gönderilir. Denetçiler bu raporu ve verecekleri kararları ve gerekli gördükleri diğer hususları, (1) den başlayıp sıra ile giden sayfa numaraları taşıyan ve her sayfası noter mührüyle tasdikli bir deftere geçirip tarih koyarak altını imza ederler."

 

Bu sözcükler 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanunu'nun 41.maddesinde yer alır . Yer alır da ne kadar uygulanır acaba ?

            Örneğin bu maddede bir defterden bahsedildiğini okuruz , peki kaçımız bu defteri görmüştür ya da kaç tane genel kurula sunulmuştur ? 

Yüzde 1'in ( 1/100 veya 0,01 ) iyimser bir oran olduğu kanaatindeyim .

Bu defter notere onaylatılması gereken " DENETİM DEFTERİ" dir.

Denetçi'nin uhdesinde kalmalı , yaptığı tüm denetim işlem ve sonuçlarını bu deftere yazarak denetleyen ve denetlenen taraflar birlikte  imzalamalıdır .

Denetçi'nin görevini layıkıyla yaptığına dair genel kurula hesap verirken sunması gereken bir kanıt olduğu gibi , anlaşmazlık davalarında yönetim icraatları sorgulanırken de lehte aleyhte kullanılabilecek bir delildir .

Davalar sadece yönetimlere karşı açılmaz . Her denetçinin de dürüst ve onurlu olduğunu söyleyemeyiz .

Yönetimlerle " tam uyum ve işbirliği "içinde paşa paşa geçinen denetçi tiplemesi'nin pek sevdiği bir defter değildir bu .

Bu denetçi tipi yazdıklarının zincirleme ve saklı bir işbirliği olarak nitelendirilebileceğini hissettiği için pek kanıt bırakmak istemeyecektir .

 O da böyle bir defter yokmuş gibi davranır , art niyetli yönetimler de denetimler de defterin adını dahi zikretmezler . 

-Efendim ,kanunda böyle bir defter yok ...diyerek geçiştirirler .oysa elbette ki vardır !

Aksine "ne gördüysem onu yazarım "diyebilen cesur ve ahlaklı denetçiler ise bu defteri severler .

            Yönetici olarak kim olduğuna bakmaksızın ,sabıkalı sabıkasız,hırlı hırsız ,varlıklı varlıksız her insanı hatta tesadüfen yoldan geçen her reşit Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını (mülteci de olabilir ) seçebilmenize karşın DENETÇİ olarak sadece söz konusu mülk sahiplerinden birini ya da birilerini seçebilirsiniz .

Bu hem ilginç hem de zorlayıcı bir hükümdür .

Zira kanun koyucu  bir malı ya da hakkı en iyi koruyan ve savunabilecek olanın mülkiyet sahibi olduğunu varsaymıştır .

Teoride doğru mudur ,elbette öyledir .

 Ancak unuttuğu şey " her mülk sahibinin hukuki ve finansal  bilgi ve deneyime  " sahip olmayabileceğidir .

Art niyetli yönetimler bunu unutmamıştır ve genellikle çoğunluk gücünü de kullanarak Ferruh abi'yi seçerler .

Ferruh bey uyumlu ve sosyal bir insandır ,etliye ve sütlüye hiç karışmaz.

Masalarda ,toplantılarda gülümsemekle mükelleftir.

Hoş adamdır , sorun çıkar diye ödü kopar . İdeal denetçi prototipi .

 - Efendim,elinize sağlık ,çok yormayın kendinizi ...

mealinde eleştiriler yapsa da artık Denetim işini O üstlenmelidir .

            Hakikatte sitenin en önemli görevini üstlenen kişidir Denetçi .

İnsanların emeklerinden arttırdıkları paraların " nereye ,nasıl " harcandığını , bu işlerin "basiretli biçimde " yapılıp yapılmadığını , " yönetimlerin adaleti" ni sorgulayan kişidir .

Tek sözüyle yönetimleri görevden alabilen, genel kurulu acilen  toplayabilen kişidir .

Genel Kurul tarafından seçilen Denetçi veya Denetim Heyeti ortak mülkün en zor ve önemli görevini icra ederler .

            Onurlu Yönetimlerin hürmet etmeleri gereken kişidir  zira kötü niyetli , sekter muhalif yaklaşımlara karşı da hizmet etmekten başka amacı olmayan kadroların savunma kalkanlarıdır .

            Denetçi sadece kontrolle yetinmez, basiretli yönetimleri ,iyi niyetli yöneticileri korumak ve kollamak zorundadır da.

Vurgulamak istediğimiz konu "asarım keserim " tarzı denetçilik anlayışının ortak mülke zarar vereceğidir . Her suistimale göz yuman Ferruh bey tarzı denetçilik modeli ne kadar zararlıysa bu anlayış da o denli zararlıdır .

            Denetçi yönetimlerle her an işbirliği içinde olmalı , kendilerini gerekirse yönlendirebilmelidir . İstediği sıklıkta ( taciz boyutuna ulaşmadan elbette ) denetleme yapabilmelidir .

            Dönem sonu denetimini acilen bitirerek denetleme raporunu aynen Genel Kurul Çağrı ilanlarında olduğu gibi taahhütlü mektup ya da elden tebligat usülü ile kat maliklerine sunmalıdır .

Böylelikle Genel Kurul üyeleri yönetimlerin icraatları konusunda bilgilendirilerek Kurul toplantısına hazır gelmeleri sağlanır .

Gönderilecek bu raporda hem mali hem idari denetim sonuçları yer alır .

Mali tablolar mutlaka eklenmelidir .

İsterse raporun sonuna ibra hususundaki  kanaatlerini ekleyebilir ya da kararı genel kurula bırakır .

            Çoğunlukla  bu yöntemin kullanılmadığını , kanunun gözardı edildiğini ve denetleme raporunun Genel Kurul toplantısı esnasında sunulduğunu söyleyebiliriz.

 Bir tür "dostlar alışverişte görsün " eylemidir bu,kabul edilemez .

Kat malikleri mülkün mali ve idari durumunu ,borç ve alacağını ,gelir ve giderlerini 15 dakikada değerlendiremez.

Bu veriler önceden  sunulmalı , üyelerin kanaat oluşturabilecekleri bir zaman dilimi kendilerine verilmelidir.

 

            Kanun koyucu 41.madde ile bu amacı hedeflemiştir .

Eğer bu bildirim mevcut değilse   Denetim görevinin usüle ve kanuna uygun yapılmadığına

dair bir kanıt sayılarak  "genel kurul iptal" davalarına kanaatimce dayanak oluşturmalıdır .

 

"her takvim yılının birinci ayı içinde kat malikleri kuruluna verecekleri bir raporla denetimin sonucunu ve anagayrimenkulün yönetim tarzı hakkındaki düşüncelerini bildirir; bu rapor çoğaltılarak birer örneği taahhütlü mektupla kat maliklerine gönderilir." md :41

Burada mehil süre belirtilmemesi eksikliktir. Kanun metnindeki gibi  rapor birinci ay içinde kat malikleri kuruluna mı verilecek yoksa taahhütlü mektupla kat maliklerine mi gönderilecektir ?

İstediğiniz gibi yorumlamanız mümkündür .

Eksik ve hatalarla dolu 634 sayılı KMK'nun standartı ne yazık ki budur .

            Peki denetim nasıl gerçekleştirilir ? Bu konuda da kanunda açık bir ifade mevcut değildir.

"Hesapların denetlenmesi için yönetim plânında belli bir zaman konulmamışsa; bu denetim her üç ayda bir yapılır"

Yine madde 41 .

Peki böyle yapalım , denetçi olalım ve mart ayı sonunda yönetimi hesap vermeye davet edelim .

Bu davet nasıl yapılacaktır .

Kabul etmezlerse, ya da zamanlar çakışmazsa ne olacaktır , bu davete tüm heyet mi katılır yoksa aralarından biri yeter mi , defterler, hesap ve belgeler birlikte mi kontrol edilecektir yoksa denetçiye bırakılarak belli süre sonra geri mi alınacaktır ?

Her şey muallaktadır, uygulama yönetmeliği de olmadığı için denetleme süreci soru ve sorunlarla  doludur .

 

Aşağıdaki link'te bir yönetmelik icat edildiğini ama müellifin yönetmelik ve kanun hakkında zerre bilgisi olmamasına karşın binanızın yönetimine nasıl talip olduğunu hayretle izleyeceksiniz .

Linke baktığınızda yönetmelik beklerken internette trilyon tanesini bulabileceğiniz 634 sayılı KMK' na yönlendiriliyorsunuz .

Bu nitelikte profesyonelliğe kolay rastlanmıyor . İlk genel kurula çağırın ,sunum yapsınlar ..

                        https://akelbinayonetimi.com/site-yonetimi-yonetmeligi/

 

            Gerek yönetim olun gerek Denetçi olun ; bilmeniz gereken şudur ki tek taraflı denetim olmaz !

Denetleyen ve Denetlenen taraflar birlikte belgeleri inceler , sorular sorulur, yanıtlar ve açıklamalar alınır .

Üzerinde mutabakata varılamayan hususların aydınlatılması için yönetimlere süre tanınarak toplantıya ara verilir ve süre sonunda kararlar oluşturularak denetim defterine işlenir.

Bu deftere her iki taraf da imza atar .

Denetçi evrakları verin inceleyip getireyim diyemez , böyle bir hakkı yoktur !

Çün ki tüm belgeler genel kurul süreci sona erene değin yönetimin sorumluluğundadır.

Yönetimi ipe götürecek olan da alkışlatan da bu belgelerdir .

Denetçi bile olsa kimseye emanet edilemez .

Denetçi saptadığı bir sorunun ya da aklına takılan bir konunun uzmanlara sorulmasını , görüş alınmasını talep edebilir.

Denetleme tek seansta bitirilebilecek bir süreç değildir, saptanan aksaklıkların giderilmesini, örneğin bir hesap hatasının düzeltilmesini beklemek zorundadır .

Eksik belge nedeniyle de süre verebilir ama " hata buldum , toplamı yanlış hesaplamışsınız ya da şunu unutmuşsunuz , hemen rapora yazacağım " demek art niyetli bir yaklaşımdır .

Denetimin amacı bizatihi olabilecek hataları saptamak ve düzeltilmelerini sağlamaktır , denetçi yönetici avına çıkmış gibi davranamaz .

            Denetçi gerek duyduğu belgenin kopyasını alabilir, araştırmasını yapabilir ama orijinalini alamaz  .

Mali tablolar beraberce tanzim edilir , kanaat bildirmek denetimin işidir ve denetim bu kanaatini gizleyerek sonradan raporuma yazacağım diyemez .

Kanaatler  Denetim defterine de işlenmelidir .

Burada profesyonel bir mantık kullanılmak zorundadır zira insan onuru söz konusudur.

Tatmin olmadım ,hukuken gereğini yapacağım  diyebilmelidir bir denetçi ya da el sıkarak onore de edebilmelidir.  

Gördüğü verilerden rahatsızlık duyan denetçi yönetime noterden ihtarname çekerek icraatın durdurulmasını ve olağanüstü genel kurula gidilmesini isteme hakkına sahiptir.

Saptadığı hususlara bağlı olarak suç duyurusunda da bulunmak zorunda kalabilir  .

Yasalarımıza göre suçu bildirmemek de suçtur ! 

Biz sürecin böyle işlemeyeceğini dileyerek şunu varsayabiliriz.    

Ferruh abi kendisine gösterilen evraklar ve defterler nedeni ile memnun , her şey yolunda kat malikleri mutludur .

Önümüzdeki dönem de denetçi  olsam mı acaba  diye düşünerek sosyal tesise doğru uzaklaşır .

 

İLİŞKİLİ MAKALE LİNK

DENETİM RAPORU NASIL HAZIRLANIR ; MALİ ANALİZ YÖNTEMLERİ

 

 

 

 

YÖNETİMLERİN İBRA (AKLANMA )HUSUSU

 

            634 sayılı Kat  Mülkiyeti Kanunu'nda "ibra " diye bir kavram yoktur ; buna karşın tüm hukuk sistemimizin yapı taşlarından biri olan  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 132  ve 166'da  bir "ibra sözleşmesi"nden bahsedilmekte 420. maddede ise daha detaylı bir biçimde  işçi ve işveren arasında kurulan hizmet akitleri'nde hizmetin taraflar arasında nizasız sona ermesinin sağlanabilmesi için  "ibraname" tanımı yapılmakta ve geçerlilik koşulları belirlenmektedir..

            132 ve 166. maddelerde borçlu/alacaklı bağı irdelenirken , 420. madde'de işçi/işveren hukuku hakkında hüküm konulmuş ancak asil/vekil ilişkisinin sona ermesi sırasında ne yapılacağı hakkında kesin bir tanım ve ilke  ön görülmemiştir .

Bizim aradığımız ibra bunlardan biri değildir.

Asil/Vekil ilişkisi ve sürecin nasıl yürüyeceği ana hatlarıyla madde 502 ve devamında anlatılmakta ancak vekaletin nasıl sona erdirileceği tanımlanırken şekil ve şartlar konusunda genel ifadeler kullanılmaktadır .

O zaman 634 saylıı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda tarif edilen Genel Kurullar'ın istisnasız tamamında karşılaşacağınız "yöneticinin/heyetin ibraya sunulmaları" başlıklı gündem maddesini nereye dayandırabiliriz.

KMK'da olmamasına karşın ( gerçi pek çok şey yoktur ya ) neden standart oluşturmuştur ?

Zorunluluktan elbette ," Necessity is the mother of invention." Zorunluluk ihtiyacın ( keşfin ) anasıdır .

Aynen bu nedenle kullanılmaktadır .

Bir vekilin çok tabii hakkıdır ki " alacak verecek kalmasın " diyecektir.

Çocuk oyunlarında bile "sayım suyum yok" kavli kurarız.

Bir dönem boyunca çoğunlukla gönüllü hizmet etmiş yöneticinin meramı da , amacı da aklanmaktır .

Filmlerden anımsanır  " ya şimdi konuşun ya da sonsuza kadar susun" anlaşmasıdır ve bence haklı ve adil bir taleptir .

            Genel Kurul asildir ;Yönetici Heyete vekalet görevini tevdi etmiş ve muhatapları bunu kabul etmişlerdir .

"MADDE 505- Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür ."

Burada vekil durumunda olan yönetici genel kurul kararlarını , yönetim planına uygun ve işletme projesinde öngörüldüğü biçimde uygular ,soru şudur ; bu nasıl kanıtlanacak , yönetimler vekalet görevlerini layıkı ile ve özenli biçimde yerine getirdiklerinin kabul edildiğinden nasıl emin olacaklardır ?

            İşte tam burada "ibra sözleşmesi " devreye girer .

Borçluyu borcundan kurtaran bu sözleşme ,iş hukukunda emredildiği üzere "ibraname " şekil değiştirir ve oylama sonucu ile tanzim edilen kendine özgü bir beyannameye  bir onay senedine dönüşür .

Genel Kurul tutanağına şerh edilir .

            Bu genel kurul kararı artık sadece bir karar değil aynı zamanda bağlayıcı bir beyandır da ; kime karşı , vekil pozisyonunda olan yönetim/yönetici'ye karşı .

            Faaliyet Raporu'nun oylanması da bir ibraname hazırlama biçimi , idari/mali başlıklar altındaki denetim raporunun oylanması da bir ibraname biçimidir.

Sadece yönetimlerin değil aynı biçimde vekaleten görev yapan denetçi ve denetim heyetlerinin faaliyetlerinin de bir "ibra" gerektirdiği tartışılmaz.

İbra olamayan yönetimler olabileceği gibi ibra olamayan denetimler de söz konusudur .

İbra ana hatlarıyla yönetim biçiminizi, mali eylemlerinizi değerlendirme sürecidir . 

İbra olamamanız suçlu olduğunuz anlamına gelmediği gibi İbra Olmanız da edimleriniz nedeni ile  artık yargılanamayacağınız anlamına gelmez .

 Genel Kurul yasaların üstünde değildir , ibra olmanız ( aklanmanız ) göreviniz esnasında gerçekleşen icraatların sonuçları nedeni ile size dokunulmazlık sağlamaz.

 Bu konuda muhtelif üst yargı kararları mevcuttur .

En bilineni aşağıdadır .

YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2015/10204 Karar Numarası: 2016/10114 Karar Tarihi: 27.06.2016

Özeti: Yöneticinin kat malikleri kurulunca ibra edilmiş olması onu, yöneticilik yaptığı dönemde usulsüz yaptığı  harcamalar ve zimmetine geçirdiği paralar nedeniyle kat maliklerine verdiği zararlardan dolayı sorumluluktan kurtarmaz

 

               

veya 

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi takip eden 2  kararda (örneğin 2011/9052 E. – 2011/10094 K. ve 2012/3952 E. – 2012/7022 K.) ibra kararının “ilk bakışta değerlendirilemeyen ” veya “ancak sonradan yapılan inceleme ile ortaya çıkartılan ” usulsüzlükleri ortadan kaldırıp , örtemeyeceği  belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi burada "denetim süreci  ve denetim raporu"  1. derecede değer kazanır ; bu zimmet veya usülsüzlük raporda yer almış mıdır , sonradan mı anlaşılmıştır diye sormak akıl dışıdır .

Raporda yer almadığı açıktır ,  o zaman nasıl olmuş ne olmuş da denetçi bunları görmemiştir ,zira genel kurulun ibrası söz konusuysa raporun bunu salık verdiği sonucu çıkar  !

 Denetçi ibrasının da denetçiye fayda sağlayamayacağını , görevi ihmalin ağır sonuçlarını görebileceğimiz örnek davalardan biri de budur .

Bu konuyu aşağıdaki link'te bulabileceğiniz makalede tartışacağız.

link

DENETİM AŞAMASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

   
 

.

SİTE ve APARTMAN HARCAMALARI ve VERGİLENDİRİLMESİ

 

            Yönetimlerin saklı fonlarından biri de vergi (kdv elbette ) ödememek için yöneldikleri faturasız işlemlerdir .

Gerek genel oranın acımasızlığı  ( %20) gerekse de aidatların yüsek tutulmama talep ve çabası

üzülerek söylemeliyiz ki faturasız mal ve hizmet alımlarını arttıran temel saiktir.

         Oysa bu eğilim ve tercih o denli risk içerir ki " elim kırılsaydı da o faturayı alsaydım " dediğiniz bir

anı mutlaka bir şekilde yaşarsınız .

YAPMAYIN ! o faturayı alın aksi halde öyle büyük bir sorun  oluşabilir ki pişman olursunuz .

 Bu sorunu size yaşatacak olan öncelikle maliye idaresi , vergi dairesi vb.. olmayacaktır .

Yasalarımıza göre belge almamak da vermemek de yaptırıma tabidir .

Ancak 213 sayılı Vergi Usül Kanunu nihai tüketicinin belge ( fatura,fiş) almaması ile ilgili cezai yaptırım konusunda uygulanabilir net bir hüküme sahip değildir .

Bu ayrı bir makale konusu olabilecek zenginlikte siyasi analiz de gerektiren bir konudur ,belki ayrı bir yazıda işleriz..

Vergi mükellefi olmayan site yönetimi kanunlara göre nihai ( son ) tüketicidir .

Mükellef olmadığı için ödediği Kdv'yi mahsup edemez .

Belge alınmaması özel usülsüzlük ( 213 sayılı VUK 353. ) cezasına tabi olsa da pratikte işletilmeyen ya da işletilmek istenmeyen  bir gözdağı olarak madde orada tüketici burada karşılıklı bakışırlar .

Kocaman AVM'lerde kaç tane vergi denetim elemanı gördünüz ?

            Size yönettiğiniz yapılarda asıl sorunu yaratacak olan  kat maliği komşularınız olacaktır .

Burada anlatılması pek bir güç olan nedenlerle fiş ve fatura almadan yapacağınız her harcama

aleyhinize kullanılacaktır , YAPMAYIN !

Dairesini satarken emlak bedelini düşük göstermek için bin takla atan komşunuz  birdenbire

gelirler genel müdürlüğü hesap uzmanına dönüşerek vergi ziyanı ! ( doğrusu ziyaı'dır ) ve yol su elektrik eleştirmeni olur .

Sizi vergi kaçırmakla itham etmeye çoktan hazırdır .

            Oldu ki belge almadınız,alamadınız ödemesini mutlaka ama mutlaka BANKA hesabına yapın.

Boyama, tamir ve benzeri vergiden muaf esnaftan hizmet aldığınızda mutlaka gider pusulası düzenleyin .

Unutmayın , çoğu hizmet  alımlarınız belli sınıra kadar vergiden muaf ya da istisna olan ( tesisatçı,boyacı) ve benzeri esnafa yaptırılacaktır .

Özellikle acil durumlarda en büyük yardımcılarınız bu grup olacaktır .

Fiş ya da fatura veremeyen bu kategorideki  esnaf ya da serbest meslek erbabı için gider pusulası tanzim etmelisiniz.

Kanunda belirlenen sınırları aşmamak kaydı ile ( Gelir Vergisi kanunu Md.94 gereği stopaj kesintisi yapıp muhtasar beyanname ile arızi olarak ödeme yapmak zorundasınız ) harcamalarınızı gider pusulası tanzim etmek suretiyle belgelendirebilirsiniz , doğrusu da budur .

Gelir Vergisi Kanunu madde 94 bu tür işlemleri ve detaylarını bulabileceğiniz ana maddedir .

Gider Pusulası kırtasiyeciden alınıp hemen kullanacağınız bir belge değildir .

Aynı Kanun'un 234.maddesinde tanımlama şöyledir ..

"Gider pusulası:
Madde 234 – (Değişik fıkra:14/10/2021-7338/23 md.) Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabı ve çiftçiler, bu Kanun kapsamındaki belgeleri düzenleme zorunluluğu bulunmayanlara yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları mallar (gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerden satın aldıkları mallar hariç) için işi yapana veya malı satana imza ettirecekleri gider pusulası düzenlerler. Vergiden muaf esnaf için düzenlenen gider pusulası, bu kişiler tarafından verilmiş fatura hükmündedir.
Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev'i ile miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlariyle soyadlarını (Tüzel kişilerde unvanlarını) ve adreslerini ve tarihi ihtiva eder ve iki nüsha olarak tanzim ve bir nüshası işi yapana veya malı satana tevdi olunur.
(Ek: 30/12/1980-2365/37 md.) Gider pusulaları, seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir.
(Ek fıkra:14/10/2021-7338/23 md.) Gider pusulası, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen gider pusulası hiç düzenlenmemiş sayılır."

böyle devam eder..

Vergi Usül Kanunu'muz kılı kırk yararak işlem yaptığı için bir de 1994 yılında Gider Pusulası hakkında detayları içeren bir tebliğ yayınladı .

225 No'lu Vergi Usül Kanunu Tebliği   https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.4.213.pdf

Bu tebliğde tüm detaylar belirtilmiştir .

 

Burada dikkat edilmesi gereken nokta noter onaylı gider pusulasını doğru düzenlemek ( iş yapanın ad,soyad,kimlik no

adres,telefon vb.. bilgileri ile yaptırılan işin net tanımlanması çok önemlidir ) ve ödemeyi özellikle günümüz için (2026 )

geçerli sınır 7.000.-TL üzeri ise mutlaka ilgilinin banka hesabına yapmanızdır .

Aslında bir yönetici için akıllıca ve güven yaratıcı olan kaç para olursa olsun banka ödemesini tercih etmektir.

 

Gider makbuzu bu tür bir belge değildir .

Tahsilat makbuzu bu tür bir belge değildir .

Tediye makbuzu bu tür bir belge değildir ve işlemi tevsik edici belge kabul edilmezler .

Sizin iç işleyişinizi ilgilendiren belgelerdir .

 

 

 

 

Gider Pusulası Noter onaylı olmaması durumunda hiçbir kıymeti harbiyesi olmayacaktır . 

Bunun haricinde tüm alımlarınızı belgelendirin ; asansör,havuz, peysaj vb..burada özellikle asansör harcamalarına dikkat çekmek isterim .

Geniş bir suistimal ağı oluşturan bu fasıl harcamalarında mutlaka faturalı işlem yapmalıdır .

Bakım sözleşmesi yaptığınız firma da denetim firması da sorun çıktığında  -ki yaralanma ve ölüm buna dahildir- kendisini bir şekilde sıyıracak yöntemlere sahiptir .

Sorumluluk sizin üzerinize bırakılmak istenecektir .

Tam da bu nedenle hayati risk yaratabilecek mekanik ve elektrik aksamlı bakım ve onarımlarınız özellikle ve mutlaka  faturalı olmalıdır.

Ne işe yaradığını bile bilmediğiniz hatalı  ve lisanssız üretim bir kontaktör sizin tercihiniz olarak karşınıza çıkar meramınızı kimseye anlatamazsınız .

Bu riski asla almayın !

Her harcamanız faturalandırılmalıdır , belge alamıyorsanız ama o işi yapmak  zorundaysanız ödemesini BANKA üzerinden gönderin  , tediye /tahsilat makbuzu  vs.. yeterli ve inandırıcı değildir !

                                     MUHTELİF NALBURİYE

Görevliler aracılığıyla acil kod'la yapılan tamirat ve bakım  harcamaları da başınızı ağrıtabilecek kalemlerden biridir .

Buradaki alımlarınızı içeren fatura ve fişlerde mutlaka alınan mal adet ve tutarı ayrı ayrı yer almalı toplu ve genel ifadelerden kaçınılmalıdır .

Muhtelif Kırtasiye , Muhtelif Nalburiye gibi genel ifadeler içeren fiş ve faturaları kabul etmeyin .

Mutlaka mal tanımı,adet,birim fiyat ve vergi tutarı içeren belgeler alın .

Alınan belgede mutlaka satın alan görevlinin adı ve imzası ile nerede kullanıldığı belirtilmelidir .

Tüm alım belgelerinizde uygulamanız gereken temel yöntem budur .

Aksi takdirde denetleme sırasında açıklama yapmakta zorlanırsınız.

Kasa fişleri kullanılan toner nedeni ile kısa sürede okunamaz hale gelecektir, önlem alın .

Ve en önemli ilke ..

NAKİT KULLANMAYIN, MUTLAKA BANKA ÜZERİNDEN ÖDEME YAPIN ...

 GİDER PUSULASI ve GİDER MAKBUZU HAKKINDA DETAYLI MAKALEMİZİN LİNKİhttp://yoneticirehberi.com/component/content/article/gider-pusulasi-ve-gider-makbuzu-2?catid=13&Itemid=140

 

                        YÖNETİM  DEFTER ve BELGELERİNİN  MUHAFAZASI

 

https://gozdeyonetim.com/apartman-yonetimi-evraklari-kac-yil-saklanir/

            Yukarıdaki bağlantının sizi yönlendireceği makale ne yazık ki en hayati konuda yanlış bilgiler veriyor .

Şu anda okuduğunuz makalenin yazarı  ise doğal olarak aynı konularda yazılmış diğer metinler, akademik makaleler,tezler, haberler ve elbette meri kanunlardan faydalanıyor .

Tüm bu verileri kendi süzgecinden geçirerek filtreliyor ve sonuçlarını artık geri dönülemez biçimde sahiplenerek uçsuz bucaksız bir denizde paylaşıyor .

Söylerken, paylaşırken her cümlenize dikkat etmelisiniz , onarılamaz tahrifata yol açmanız işten bile değildir , emin olmalısınız !

İnsanlarda genel olarak gazetede yazılan , radyo ve televizyonda yayınlanan , son 20 yılda da web sitelerinde ifade edilen kanaatler ve bilgilere karşı sorgulamadan inanma eğilimi var .

Bu da elbette suistimal edilebilir geniş bir alan yaratıyor , manipülasyon ve deforme  bilgi çağındayız.

Oysa yazının namusu ,sözün namusu diye bir kavramımız vardı bir zamanlar .

Ctrl-V Ctrl-C çağı olarak da niteleyebileceğimiz bu dönem sahte uzmanlar yarattı .

            Şu anda biraz da hiddetle ifade etmeliyim ki " bilmediğiniz ,anlamadığınız konularda ahkam kesmeyin " diye bağırmak geliyor içimden .

Bilgi satan bir insan site her neyse artık nasıl olur da 

 

"Sonuç ;Apartman yönetimi evrakları, genel olarak en az 5 yıl süreyle saklanmalıdır. Bu süre, yönetimin şeffaflığı ve olası denetimlerde belgelerin erişilebilirliği açısından önemlidir. Daha fazla bilgi ve destek almak için web sitemizi ziyaret edebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz: Gözde Yönetim"

 

diyebilir ?

Sadece 213 sayılı Vergi Usül Kanunu hükümlerini temel alarak yönetimlere  yön verebilir.

Buradaki kastedilen 5 yıllık süre vergi mükelleflerine aittir pek sayın danışman ; site ve apartman yönetimleri için bir kıstas kabul edilemez . Kanun koyucu burada vergi mükelleflerine der ki ;

- 5 yıldan daha önceki dönemlerinizi vergi incelemesine konu etmeyeceğim .

amaçlanan budur ancak sevgili maliye kalkar 5 yıl önceki ödediğiniz muhtasarın ödenmediğini ihtar eder.

İtiraz eder ödediğinizi  kanıtlarsınız ama gözünüz aydın zaman aşımınız 1 yıl daha uzamıştır .

5 yıl devlet babayı bile kesmez yani .Velhasıl kerim ;

            Yönetimler tüm evrak ve defterlerini  makbuzları, banka extreleri dahil 10 (ON) YIL süre ile saklamak zorundadırlar .

Bu Türk Ticaret kanunu'ndan doğabilecek  borç /alacak anlaşmazlıkları için zorunludur, mahkemeler ibraz etmenizi talep eder .

Üstüne üstlük bir de Sosyal Güvenlik kanunu ve mevzuatı vardır ; olası denetim ve dava ibrazları için orada da süre 10 (ON) yıldır . Özetle 10 yılı geçmeyen hiçbir belgeyi atmayınız ..

5 yıl meselesi ne olacak diye sormayın ,  onu danışman beyler bilir !

  

 

BELGELERİ KİM MUHAFAZA EDECEKTİR

 

            Bu soru epey kafa karıştırıcıdır , koca koca yönetim şirketi uzmanı ve yöneticisi  beyefendi (apsiyon yönetim  )

" görevden ayrıldıktan sonra yöneticinin  kendisinde kalabilir"  dahi diyebilmektedir . Hakkını tamamen yemiş olmayalım , bir süre sonra

teslim tutanağı konusunda detay da vererek self correction eylemiştir . 

HAYIR ! KALAMAZ .. defterler görev yaptıkları sürece yönetimin kendisine , görevi sona erdiğinde KAT MALİKLERİ GENEL KURULU'na aittir.

Yöneticinin şahsına kesilmiş faturalar zaten yönetimin gider belgesi olarak geçerliliğe sahip değildir, kullanılamaz .

Faturalar bazıları pek bilmese de tapu hükmündedirler ; yönetimin adına kesilen her faturanın asıl muhatabı Kat Malikleri'dir .

Aşağıdaki kararında 

Y.5.H.Daire 12.5.1986 gün, 2145 Esas  6565 K. / "Görevine son verilen yönetici defterleri teslim etmek zorundadır . "

Yargıtay " defterlerini teslim etmeyerek hesap da vermeyen " yönetimler  hakkında bu görüşü destekleyen bir hüküm de vermektedir .

Defterlerde de belgelerde de her ne kadar tüzel kişiliği olmasa da muhatap  daima " yöneticilik" tir .

Şirketinize ait faturanın sizde değil de satın alma personelinizde ya da müdürünüzde kalması gerektiğini iddia etmek ne kadar mantıklıysa eski defterlerin eski yönetimlerde kalabileceğini iddia etmek de o kadar mantıklıdır .

Vekaleten görev yaptığı dönemde kendi kontrolünde olsa da yönetim/heyet bir vekalet kurumu olarak sahiplik ve kullanım  hakkına sahiptir.

Görev/Vekalet sona erdiğine göre "evrak  mülkiyeti"  artık asıl sahibi olan Genel Kurul'a geçer .

Olası davalarda mahkemeler yönetimler'den belge isterler , davalar yönetimler/yöneticilik aleyhine  açılır .

Beyefendi'nin tavsiyesine uyarsak herhangi bir dava durumunda Peru'ya yerleşmiş bulunan eski yöneticimiz Kaptan Pilot Necati Bey'i aramak ve defterleri istemek  üzere Genel Kurul'ca bir okyanus ötesi komisyon oluşturmak zorunda kalabiliriz.

( Espri yapmamı yasaklayan editörümü saygıyla selamlıyorum ).

 

Defter ve belgeleri genel kurul'a verip/vermemenin tek bir istisnası olmalıdır .

İbra edilmeyen yönetim/yönetici  defterleri ancak Savcılık ve Mahkemeler'e vermelidir .

Zira kendisini savunabileceği deliller evraklar ve  defterler'dir .

Karar defterinden değil İşletme Defteri veya Yevmiye defterinden söz ediyoruz.

Hiç kimse kendisine dava açılabilecek bir zeminde lehine veya aleyhine kanıt olabilecek belgeleri muarızları ( karşıtları ,rakipleri ) veya kendisini aklamamış bir heyete  vermeye zorlanamaz .

Bu defterlerin tahrif edilmeyeceklerinin kazaya kurban gitmeyeceklerinin garantisi yoktur .

Olası bir davada ( örneği yaşanmıştır ve bu sitede çok uzun ve detaylı olarak yer alacaktır ) adli makamlara teslim edilmelidir .

Buna belgeler de dahildir .

Gerektiğinde kullanılmak üzere ve talep edildiğinde  fotokopilerini bir tutanakla görevi alan yeni yönetime vermesi gerektiği de açıktır . Zira ana taşınmazın işlemlerinin sağlıklı yürüyebilmesi için bu belgelere gereksinim duyabileceği tartışılmaz.

Mahkeme kalemine ise   bu teslimatın nasıl yapılması gerektiği ve adli süreçlerin işleyişleri hakkında ayrı bir yazı sizlere sunulacaktır .

Diğer olağan durumlarda devreden yönetim bir devir/ teslim tutanağı ve envanter listesi ile elindeki tüm defter ve belgeleri ,kasa ile birlikte ve elbette denetçilerin de nezaret ve imzaları ile isterse bir icmal tablosu da hazırlayarak ( tavsiye edilir ) görevi yeni alan ekibe verir ve tutanağın bir örneğini kendi uhdesine alır .

Yeni yönetim  bu belgeleri varsa yönetim odasında veya başka bir ortamda muhafaza altına alır .

Tüm sorumluluk artık onda veya onlardadır .

Yöneticiliğim bitti , artık defterleri eve götüreyim diyemezsiniz !

YÖNETİM PLANI

            Ülkeler anayasalar , şirketler ana sözleşmeler ,kurumlar tüzük ve yönetmelikler temel alınarak yönetilirler.

Ne yapmayı amaçlarsanız amaçlayın karşınıza uymanız gereken standartları belirleyen bazen elinizi kolunuzu bağlayan bazen iyi ki böyle dedirten mekanizmalardır bunlar . Olmazsa olmazdırlar .

Attığınız her adımın , aldığınız her kararın gönlünüzce olmasını engelleseler de tüm kötü niyetli yaklaşımlara karşı sizi,vatanınızı,ailenizi ve yuvanızı koruyan çatının temel kurallarıdırlar .

            Peki  elinizdeki tapu dışında mülkünüzü,yönetimini,bekasını,malınız üzerindeki haklarınızı emniyete alan başka bir belge daha vardır dersem ?

Tapu kadar önemli bir  belgedir bu .

Tapu zilyetlik (sahiplik)  hakkını temsil eder ,bu doğru .

Tapusu sizde olmasına karşın birilerinin sizin malınız üzerinde görünmeyen hakları var olabilir mi?

            Üzgünüm, yanıt evet'tir. Bu duruma yol açabilecek ya da  bu hakları engelleyebilecek belge

yönetim planıdır .Çoğu insan ev alırken şu soruyu sorar

-Kat irtifakı mı , kat mülkiyeti mi ?

Evet , kat mülkiyeti ama nasıl ?

Kaç kişi tapu siciline şerhedilmiş ve mülkün kullanım koşullarını içeren, maliğin hak ve yükümlülüklerini belirleyen bu temel sözleşmeden haberdardır ki .

Soran insana pek rastlamadım , emlakçılar da kör,sağır ve dilsizdirler .

 

Yönetim planı tapu tahsis işlemi esnasında hazırlanması zorunlu olan ve tapu siciline kaydettirilen bir akit türü , bir tür şirket ana sözleşmesidir .

Bu planda ana gayrı menkul ve eklerinin nasıl yönetileceğinden tutun da besleyebileceğiniz hayvandan havuza girebileceğiniz saate kadar herşey yazar .

Tapuyu alarak ilk dönemde tanzim edilen bu belgeyi önsel olarak (de facto) imzalamış kabul edilirsiniz.

Tapu işlemlerinde kimse size al bunu oku demez .

 

"hükümleri kanunun emredici kurallarına açıkça aykırı olmadıkça ,mahkemece iptal

edilmedikçe,değiştirilip kaldırılmadıkça yönetime ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle

 (yönetim planı y.n.) uygulanacaktır"

Yargıtay .18. HD ,06.03.2003   2003/89 Esas  1580 sayılı kararı

Not: Bu karara erişmede Sayın Cemile Koşar hanımefendi'nin 2010 tarihli İÜ Yüksek Lisans Tezi'nden yararlandım , muhteşem bir çalışmadır, müteşekkirim ..

Kendilerine erişemeden alıntı yaptım , izinlerini istirham ediyorum ..

Bu makaleye esin kaynağı olmuşlardır .

 

 Bir de bakmışsınız ki yönetsel ve mülki tasarruflara ilişkin haklarınızın büyük bölümünü xyz A.Ş.'ye peşin olarak devretmiş durumdasınız 

 İtirazınız boşadır .

Yönetim planları epey yüksek oranlı  evetler karşılığında değiştirilebilir  bu sayıya ulaşmanız pek de kolay olmayacaktır . Bu oran günümüzde 4/5 dir.

Ancak toplantıya katılanların değil , tüm maliklerin 4/5 'idir. Örnekleyelim..

100 adet eşit paya sahip 100 dairelik bir sitedesiniz.

79 kat maliki bir araya gelerek olağanüstü toplantı yapabilir ancak oybirliği ile bile

yönetim planını değiştiremezsiniz.

Yönetimleri değiştirebilir , kentsel dönüşüme bile girebilirsiniz ama yönetim planına dokunamazsınız. O sonuncu oy (  80. kişi ) hayati önemdedir .

Beşte dört yani yüzde 80 oya gereksiniminiz vardır .Ferruh abi burada sahneye katılır :))

Yönetim planı kolaylıkla darbe yapılamayan bir anayasa gibidir adeta ve kanaatimizce taşınmazın en değerli hukuki belgesidir ..

            İskan alımı sonrası müteahhitler tarafından tanzim edilen bu belgede hele de kat karşılığı , müteahhitin ortağınıza dönüştüğü projelerde   eşitlik haklarınızın kabul edilerek

yazılacağını düşünmek fazla iyi niyetli olmak anlamına gelir .

GYO'ların devasa projelerinde de durum aynıdır .

Kendi mülkünüzde " otel müşterisi " ne dönüşmeniz işten bile değildir .

            Emsal vakalar , hukuki anlaşmazlıklar , itiraz davaları ,polisiye müdahaleler vb.. binlerce örnek verebiliriz .

Siz siz olun ; alacağınız evin yönetim planını ezberleyin .

            Yönetici ve yönetici adaylarına sözümüz ise şudur .

Yönetim Planını yönetim odasının duvarına çerçeveletin . 

Yönetimlerin hareket alanlarını belirleyen ve kullanabilecekleri en değerli

enstrüman yönetim planıdır .

Genel kurul kararlarından bile daha güçlüdür !

           

Alt kategoriler

Sayfa 2 / 2

Yönetici Rehberi

Adnan Kahveci Mahallesi
Sayaca Caddesi No 5 Ekol Center
Çağrı 05360111111
bilgi@yoneticirehberi.com
Linkler
Belgeler
Bülten Kaydı

Güncellemelerden haberdar olmak için sisteme kayıt olun

Galeri

örnek resimler