YÖNETİMLERİN İBRA (AKLANMA )HUSUSU
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda "ibra " diye bir kavram yoktur ; buna karşın tüm hukuk sistemimizin yapı taşlarından biri olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 132 ve 166'da bir "ibra sözleşmesi"nden bahsedilmekte 420. maddede ise daha detaylı bir biçimde işçi ve işveren arasında kurulan hizmet akitleri'nde hizmetin taraflar arasında nizasız sona ermesinin sağlanabilmesi için "ibraname" tanımı yapılmakta ve geçerlilik koşulları belirlenmektedir..
132 ve 166. maddelerde borçlu/alacaklı bağı irdelenirken , 420. madde'de işçi/işveren hukuku hakkında hüküm konulmuş ancak asil/vekil ilişkisinin sona ermesi sırasında ne yapılacağı hakkında kesin bir tanım ve ilke ön görülmemiştir .
Bizim aradığımız ibra bunlardan biri değildir.
Asil/Vekil ilişkisi ve sürecin nasıl yürüyeceği ana hatlarıyla madde 502 ve devamında anlatılmakta ancak vekaletin nasıl sona erdirileceği tanımlanırken şekil ve şartlar konusunda genel ifadeler kullanılmaktadır .
O zaman 634 saylıı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda tarif edilen Genel Kurullar'ın istisnasız tamamında karşılaşacağınız "yöneticinin/heyetin ibraya sunulmaları" başlıklı gündem maddesini nereye dayandırabiliriz.
KMK'da olmamasına karşın ( gerçi pek çok şey yoktur ya ) neden standart oluşturmuştur ?
Zorunluluktan elbette ," Necessity is the mother of invention." Zorunluluk ihtiyacın ( keşfin ) anasıdır .
Aynen bu nedenle kullanılmaktadır .
Bir vekilin çok tabii hakkıdır ki " alacak verecek kalmasın " diyecektir.
Çocuk oyunlarında bile "sayım suyum yok" kavli kurarız.
Bir dönem boyunca çoğunlukla gönüllü hizmet etmiş yöneticinin meramı da , amacı da aklanmaktır .
Filmlerden anımsanır " ya şimdi konuşun ya da sonsuza kadar susun" anlaşmasıdır ve bence haklı ve adil bir taleptir .
Genel Kurul asildir ;Yönetici Heyete vekalet görevini tevdi etmiş ve muhatapları bunu kabul etmişlerdir .
"MADDE 505- Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür ."
Burada vekil durumunda olan yönetici genel kurul kararlarını , yönetim planına uygun ve işletme projesinde öngörüldüğü biçimde uygular ,soru şudur ; bu nasıl kanıtlanacak , yönetimler vekalet görevlerini layıkı ile ve özenli biçimde yerine getirdiklerinin kabul edildiğinden nasıl emin olacaklardır ?
İşte tam burada "ibra sözleşmesi " devreye girer .
Borçluyu borcundan kurtaran bu sözleşme ,iş hukukunda emredildiği üzere "ibraname " şekil değiştirir ve oylama sonucu ile tanzim edilen kendine özgü bir beyannameye bir onay senedine dönüşür .
Genel Kurul tutanağına şerh edilir .
Bu genel kurul kararı artık sadece bir karar değil aynı zamanda bağlayıcı bir beyandır da ; kime karşı , vekil pozisyonunda olan yönetim/yönetici'ye karşı .
Faaliyet Raporu'nun oylanması da bir ibraname hazırlama biçimi , idari/mali başlıklar altındaki denetim raporunun oylanması da bir ibraname biçimidir.
Sadece yönetimlerin değil aynı biçimde vekaleten görev yapan denetçi ve denetim heyetlerinin faaliyetlerinin de bir "ibra" gerektirdiği tartışılmaz.
İbra olamayan yönetimler olabileceği gibi ibra olamayan denetimler de söz konusudur .
İbra ana hatlarıyla yönetim biçiminizi, mali eylemlerinizi değerlendirme sürecidir .
İbra olamamanız suçlu olduğunuz anlamına gelmediği gibi İbra Olmanız da edimleriniz nedeni ile artık yargılanamayacağınız anlamına gelmez .
Genel Kurul yasaların üstünde değildir , ibra olmanız ( aklanmanız ) göreviniz esnasında gerçekleşen icraatların sonuçları nedeni ile size dokunulmazlık sağlamaz.
Bu konuda muhtelif üst yargı kararları mevcuttur .
En bilineni aşağıdadır .
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2015/10204 Karar Numarası: 2016/10114 Karar Tarihi: 27.06.2016
Özeti: Yöneticinin kat malikleri kurulunca ibra edilmiş olması onu, yöneticilik yaptığı dönemde usulsüz yaptığı harcamalar ve zimmetine geçirdiği paralar nedeniyle kat maliklerine verdiği zararlardan dolayı sorumluluktan kurtarmaz
veya
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi takip eden 2 kararda (örneğin 2011/9052 E. – 2011/10094 K. ve 2012/3952 E. – 2012/7022 K.) ibra kararının “ilk bakışta değerlendirilemeyen ” veya “ancak sonradan yapılan inceleme ile ortaya çıkartılan ” usulsüzlükleri ortadan kaldırıp , örtemeyeceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi burada "denetim süreci ve denetim raporu" 1. derecede değer kazanır ; bu zimmet veya usülsüzlük raporda yer almış mıdır , sonradan mı anlaşılmıştır diye sormak akıl dışıdır .
Raporda yer almadığı açıktır , o zaman nasıl olmuş ne olmuş da denetçi bunları görmemiştir ,zira genel kurulun ibrası söz konusuysa raporun bunu salık verdiği sonucu çıkar !
Denetçi ibrasının da denetçiye fayda sağlayamayacağını , görevi ihmalin ağır sonuçlarını görebileceğimiz örnek davalardan biri de budur .
Bu konuyu aşağıdaki link'te bulabileceğiniz makalede tartışacağız.
link
DENETİM AŞAMASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR
.





